ANONİM ŞİRKETLERDE YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN

FARKLILAŞTIRILMIŞ TESELSÜL İLKESİ UYARINCA SORUMLULUĞU

Anonim şirketlerin en önemli organlarından biri olan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu ticari hayat adına büyük önem arz etmektedir. Özellikle gelişme sürecinde olan ülkelerde gelişen ekonomi ile şirketlerin sayılarının artması, ortaklıklar kurularak daha büyük sermayelerle yatırımlar yapılması, yeni işler kurulması kaçınılmaz bir hal almaktadır. Bu durum anonim şirketlerin sayılarını arttırdığı gibi, şirketlere ilişkin sorunların çoğalmasının temelini de oluşturmaktadır. Anonim şirketlerin organları tarafından yapılmış olunan fiil ve eylemlerin sorumlulukları anonim şirkete ait olmakla birlikte; şirket organlarını yöneten, yönetim kurulu üyelerinin de sorumluluğuna gidilmesi gereken durumların olması adaletin bir gereğidir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu gerek ETTK da gerekse YTTK uyarınca düzenlenmişse de sorumluluğun kapsamı, çeşidi gibi hususlar halen tartışılmaktadır. YTTK ile birlikte yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının “Farklılaştırılmış Teselsül İlkesi” kapsamında değerlendirileceği ön görülmüştür. Bu ilkeye göre ETTK da öngörülen müteselsil sorumluluk yerine her üye kusuru oranında ve bireysel olarak yargılansa, sorumluluğu oranından daha fazlasından sorumlu tutulamayacaktır. Bu yeni düzenleme Yönetim Kurulu üyelerini müteselsil sorumluluğun ağır yükünden kurtarmıştır. Kaleme aldığımız bu makale de yönetim kurulunun anonim şirketlerde ki önemine ve yerine değinerek, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını ve farklılaştırılmış teselsül ilkesinin bu sorumlulukların kapsamında nasıl bir etkisi olacağını anlatmaya çalıştık.

SERMAYE ŞİRKETLERİNDE YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN FARKLILAŞTIRILMIŞ TESELSÜL İLKESİ UYARINCA SORUMLULUĞU

SERMAYE ŞİRKETLERİNDE YÖNETİM KURULU

Anonim ortaklıklar TTK. M.125 gereğince tüzel kişiliğe haizdirler. Eylem ve işlemlerini organları aracılığıyla yürütürler. TTK uyarınca iki zorunlu organ bulunmaktadır; genel kurul ve yönetim kurulu. Genel kurul şirketin pay sahiplerinden oluşan ve sahiplerinin şirkete ilişkin pay sahipliği haklarını kullandıkları organdır. (TTK M. 407) Genel kurul sürekli toplanan ve şirketin faaliyetlerini yürüten bir organ değildir. Genel kurulun pratik olarak bu faaliyeti gerçekleştiremeyecek olmasının yanı sıra bu teorik açıdan da mümkün değildir. Zira anonim ortaklıklarda tek borç ilkesi geçerlidir ve bu ilke gereğince pay sahibinin tek borcu sermayeyi ödeme borcudur. TTK M. 365 de şirketin idare ve temsil yetkisinin yönetim kuruluna verildiği belirtilmiş ve TTK M. 553 te ise kurulun eylem ve işlemlerinden meydana gelen zararlardan kurul üyelerinin sorumlu olacağı düzenlenmiştir.

2) YÖNETİM KURULUNUN YAPISI

Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. TTK. M.359/1 Yönetim kurulu üyeleri kuruluşta esas sözleşme ile seçilirken (TTK. M. 339/3), daha sonra genel kurul tarafından TTK. M. 359 veya yönetim kurulu TTK. M. 363 tarafından seçilir. Yönetim kurulu üyeleri en fazla 3 yıl görev yapmak için seçilir TTK. M. 362 ve esas sözleşmede aksine hüküm yoksa tekrar seçilebilir. Anonim ortaklıklar TTK. md. 125 uyarınca tüzel kişiliğe sahip bir sermaye ortaklığıdır ve TMK'nın tüzel kişiler için öngördüğü bu hüküm TTK. m. 126 uyarınca anonim ortaklıklara da uygulanır. Yani anonim ortaklıklar da ticaret hayatında iradelerini organları aracılığıyla gösterirler. Tüzel kişiliğin organlarının açıklamış oldukları irade kendi şahsi iradesi değil tüzel kişiliğin iradesidir. Organlar yaptıkları işlemlerde kendi iradelerini açıklayan temsilcilerden bu noktada ayrılmaktadırlar. TTK.M. 372, TTK. M. 50/2 Ortaklık yönetim şemasında bulunan kişi ya da kişilerin eylem ya da işlemlerinden kimin ne şekilde sorumlu olacağının tespit edilmesi için bu kişilerin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bir kişi ya da ortaklık içerisinde yer alan bir birim organ sıfatı ile nitelendirildiğinde o birimin organ sıfatıyla yaptığı eylem ve işlemler tüzel kişiliği olan ortaklığı bağlayacaktır ve bu eylem ya da işlemlerden doğan zararlardan dolayı organların sorumluluğu doğacaktır. Bu bakımdan yapılacak olan bu tespit büyük önem arz etmektedir.

3) YÖNETİM KURULUNUN SORUMLULUĞU

ANONİM ORTAKLIĞIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN HUKUKİ İŞLEMLERİ GEREĞİ AKDİ SORUMLULUĞU

Yönetim kurulunun ortaklık adına işlem yapma yetkisinin yanı sıra bu işlemlerden doğan yükümlülükleri de gerçekleştirme zorunlulukları vardır. Yönetim Kurulu bu yükümlülüğe aykırı davrandığı zaman, yani akdi sorumluluk şartları oluştuğu zaman sözleşmenin karşı tarafı sözleşmeden doğan haklarını ancak ortaklığa karşı ileri sürebilir. Buradaki akdi sorumluluğun kaynağı şüphesiz ki Borçlar Kanunudur. BK. M.112 vd. yer alan hükümler gereğince akde aykırılığın sonuçları ve zararların tazmini söz konusu olacaktır. Belirtmek gerekir ki söz konusu sorumluluk hali yardımcı şahsın fiillerinden kaynaklanan sorumluluk hali değildir.

B) ANONİM ORTAKLIĞIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN HAKSIZ FİİLLERİ NEDENİYLE SORUMLULUĞU

TMK. M. 50/2 genel hüküm niteliğinde olup tüm tüzel kişilere ilişkin hukuki işlem dışında gerçekleştirdiği diğer fiillerden de sorumlu olacağını ortaya koymuştur. TTK. M. 371/5 de Medeni Kanun hükmüne paralel olarak temsile veya yönetime yetkili olanların, organlar vasıtasıyla işedikleri haksız fiillerden sorumlu olacağını belirtmiştir. Buradaki haksız fiil sorumluluğu tüzel kişiliğe ait sorumluluktur zira organlar vasıtasıyla işlenmiş olan bir haksız fiil söz konusudur. Bununla birlikte organlar vasıtasıyla işlenmemiş veya yönetim kurulu üyesinin yetkisi dışında gerçekleştirmiş olduğu haksız fiillerden ortaklığın sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.

4) YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN HUKUKU SORUMLULUĞU

Yönetim Kurulunun hukuku sorumluluğu TTK'da düzenlenmiş olup, yöneticinin sorumlu tutulabilmesi belirli şartlar altına alınmıştır. Yönetim kurulu üyeleri Ortaklığa karşı sorumlu tutulabileceği gibi alacaklılara karşı da sorumlu tutulabileceklerdir. Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğunun şartları; Zarar (doğrudan zarar ve/veya dolaylı zarar) , Kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, illiyet bağı ve kusur'dur.

A) YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞUNA İLİŞİKİN SİSTEMLERDEN FARKLILAŞTIRLILMIŞ TESELSÜL

Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğuna ilişkin farklı sistemler mevcuttur. Bunlar müteselsil sorumluluk, Şahsi İflas ve Farlılaştırılmış teselsül prensibidir.

Aa) MÜTESSELSİL SORUMLULUK

Müteselsil Sorumluluk da alacaklı, birden çok borçlunun her birinden borcun tamamını ifa etmesini isteyebilir. Borcun tamamı ifa edilene kadar borçluların hepsi sorumlu kalmaya devam eder. Borçlulardan birisi borcun tamamını ödediğinde ise sorumluların hepsi alacaklıya karşı borcundan kurtulur. Borçlulardan dava edilen kimse iç ilişkide kendisine daha az bir miktarın düştüğünü ve fazlasının kendisinden istenemeyeceğini ileri süremeyeceği gibi, kendisiyle birlikte diğer borçluların da dava edilmesini isteyemez.

Bb) FAKLILAŞTIRILMIŞ TESELSÜL

ETTK md. 336 da zararın sorumlularının müteselsil sorumlu olduğu kuralı YTTK ile değiştirilmiş ve kanun koyucu sorumluların zarar görene karşı dış ilişkide bireysel indirim sebeplerini ileri sürerek zarardan indirim talep edebilmesini kabul eden farklılaştırılmış teselsül ilkesini benimsemiştir. Farklılaştırılmış teselsül sisteminde her bir yönetim kurulu üyesinin sorumluluk miktarı, verilen zararla kusur arasındaki illilik oranıyla sınırlandırılmıştır. Böylece borçlu başkaları ile birlikte bir zarar verdiği takdirde zararın tamamından müteselsil sorumlu tutulmayacak, sorumluluk tutarı tek başına zarar verseydi, sorumlu olacağı miktarla sınırlandırılacaktır. Farklılaştırılmış teselsül ilkesi sorumluluk davalarında davalıların bireysel indirim sebeplerini ileri sürmelerine imkan vermektedir. Bu ilke uyarınca sorumluluk davasında hakimin her sorumlu hakkında ayrı ayrı inceleme yaparak her birinin bireysel sorumluluk tavanını ayrı ayrı tespit etmesi gerekmektedir. Ancak her sorumluluk davasında davalıların sorumluluklarının farklılaşması söz konusu olmayabilir. Bazı hallerde sorumluların hiç biri bireysel indirim sebebi ileri süremediğinden dolayı hepsi zararın tamamından sorumlu tutulabilirler.

Sorumluların hepsine birden dava açma hakkı olan zarar gören (TTK md. 557/2), sorumlulardan sadece birini dava ettiği takdirde de farklılaştırılmış teselsül ilkesi uygulama alanı bulacaktır. Sorumluluk davasında sadece bir kişinin davalı olduğu ihtimalde dahi, hakim diğer sorumluları ve onların fiillerini de göz önünde bulunduracak, davalının ortaklık içindeki konumu ve sahip olduğu yetkiler ile zarara sebep olan fiilde kusurlu bulunup bulunmadığını inceleyerek bireysel sorumluluk tavanını belirleyecektir. Hakim bu davada diğer sorumluları da göz önünde bulundurarak karar verecekse de, bu karar sadece söz konusu davada davalı konumunda olan sorumluya ilişkin olacaktır. Hakkında dava açılan sorumlunun, diğer sorumlulara da dava açılması yönünde bir talepte bulunabilmesi mümkün değildir. (TBK md. 163/1). Farklılaştırılmış teselsül ilkesi genel (TTK md.553) ve özel (TTK md. 549- 552) tüm sorumluluk halleri için uygulama alanı bulacak437, doğrudan dolaylı sorumluluk davaları için bir ayrıma gidilmeksizin uygulanacaktır . Doğrudan sorumluluk davası ile dolaylı sorumluluk davasını birbirinden ayıran temel fark, davacı sıfatı ile dava sonucunda hükmedilen tazminatın kime ödeneceğine ilişkindir. Bunun dışında sorumluluk şartlarına ilişkin bir farklılık yer almamaktadır. Farklılaştırılmış teselsül ilkesi bakımından dava sonunda hükmedilecek tazminatın kime ödendiği bir önem arz etmediğinden, her iki tür davada da farklılaştırılmış teselsül ilkesinin uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır. Sorumluluk davası sonucunda hakkında hükmedilen tazminatı ödeyen sorumlu, iç ilişkide yükümlü olduğu miktardan fazla ödeme yaptığı takdirde, diğer sorumluların sorumluluk davasında davalı olup olmadıkları fark yaratmaksızın bu kişilere karşı rücu davası açabilecektir . Rücu davasını inceleyen hakim durumun tüm gereklerini dikkate alarak sorumluların kusur miktarları da dahil olmak üzere inceleyecek bu kapsamda zararı sorumlular arasında paylaştıracaktır (TTK md. 557/3).

B) DAVA SÜRECİ

Sorumluluk davasına bakan hakim, bireysel sorumluluk tavanını belirlerken sadece ilgili kişinin davranış ve işlemlerini incelemeyecektir. Bu değerlendirme yapılırken, hakim davalı olan olmayan tüm sorumlular çevresini göz önünde bulundurarak kollektif bir değerlendirme yapacak, sorumlunun fiilinin meydana getirdiği zararın ne kadarına sebep olduğunu buna göre belirleyecektir . Sorumluluk davasına bakan hakim her sorumlunun bireysel indirim sebeplerini değerlendirecek, her birisinin sorumlu olduğu miktarı ayrı ayrı belirleyerek sorumlular tek başlarına sorumlu olsalardı ödemek zorunda olacakları tazminat miktarını ortaya koyacak ve buna göre bireysel sorumluluk tavanını belirleyecektir. Bireysel sorumluluk tavanı ile kastedilen kişinin iç ilişkide sorumlu olduğu miktar değildir. Bir sorumlunun bireysel sorumluluk tavanı, yanında başka hiç bir sorumlu olmasaydı meydana gelen tazminatın ne kadarından sorumlu tutulacağını ifade etmektedir. Bireysel sorumluluk miktarını belirleyecek olan hakim burada farazi bir değerlendirme yapacak, diğer sorumluların fiillerini de göz önünde bulundurmakla beraber başka hiç bir sorumlu yokmuş gibi değerlendirme yaparak karar verecektir. Yapılan değerlendirme sonucunda ortaya çıkan miktar bireysel sorumluluk tavanı olarak adlandırılmakta ve ilgili kişinin diğer sorumlularla beraber, müteselsilen sorumlu olduğu en üst sınırı oluşturmaktadır. Buna karşın iç ilişkide sorumlu olunan miktar, alacaklıya ödenen tazminat miktarının durumun tüm hal ve şartları incelenerek sorumlular arasında nihai olarak paylaştırılması sonucu ortaya çıkan miktarı ifade etmektedir. Sorumluluk davasında bireysel sorumluluk tavanının belirlenmiş olması, dış ilişkide hükmedilen tazminat miktarları arasındaki oranın iç ilişkiye de aynen uygulanacağı anlamına gelmemektedir, yani rücu davasına bakan hakim sorumluluk davasında yapılan belirlemelere göre karar vermek zorunda değildir.

Ba)SORUMLULARIN BELİRLENMESİ

Sorumluluk davası birden fazla kişi hakkında açıldığında her bir davalıya karşı ileri sürülen talep birbirinden bağımsız bir nitelik arz etmektedir. Buna göre hakim her bir davalı hakkında ayrı ayrı değerlendirme yapacak, her bir davalının sorumlu olup olmadığını inceleyecektir. Bu bağlamda farklılaştırılmış teselsül ilkesinin uygulanması için öncelikle davalıların Kanun’da belirlenen kimselerden olması gerekmektedir. Anonim ortaklıklara özgü sorumluluk davalarında pasif taraf sıfatına sahip olan kimseler; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, murahhaslar, tasfiye memurları ve kendilerine verilen icra göreviyle sınırlı olarak müdürlerdir. Şeklen ortaklıkta yönetim kurulu üyesi ya da yönetici olmayan bir kimse de ortaklık içerisinde bağımsız kararlar alarak yönetime katılıyorsa, fiili organ olarak sorumlular çevresine dahildir. Yönetim yetkilerinin usulüne uygun bir biçimde devredilmesi halinde murahhasların sorumlular çevresinde sayılması konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak devredilmesi yasak olan bir yetkinin devredilmesi halinde ya da kanunda ve esas sözleşmede öngörülen usule aykırı bir şekilde yetkinin devredilmesi halinde yetkiyi devralan kişinin durumu tartışılmalıdır. Yönetim yetkilerinin usulüne aykırı bir şekilde devredilmesi sonucunda yetkiyi devralan kişi usule aykırılığa rağmen bu yetkileri kullanmışsa, yani bir organ gibi hareket etmişse, bu kişi bağımsız bir şekilde ortaklığın iradesinin oluşmasında etkili olduğundan fiili organ olarak nitelendirilmeli ve pasif taraf sıfatının varlığı kabul edilmelidir . Bu halde usulüne aykırı olarak devredilen yetkinin asıl sahibinin de sorumluluğunun devam edeceğini unutmamak gerekmektedir. Anonim ortaklıklara özgü sorumluluk hukukunda, hak sahibi, sorumlulardan birisine, bir kaçına ya da hepsine birden aynı davada hakkını ileri sürebilir (TTK md. 557/2). Hakim sadece hakkında dava açılan sorumlu hakkında karar verecek olsa dahi sorumluluğu belirlerken sadece hakkında dava açılan sorumlunun ya da sorumluların fiillerini göz önünde bulundurmayacak, aynı zarara sebep olan tüm sorumluların davranışlarını da göz önünde bulundurarak tüm sorumluların fiillerini bir arada değerlendirecektir. Ancak dava sonunda hakim sadece hakkında dava açılan kişiler hakkında hüküm verecek, diğer sorumlular hakkında ise hüküm veremeyecektir.

SORUMLULUK KOŞULLARININ VARLIĞININ TESPİTİ

Davalıların sorumlu olarak addedilmeleri için, görevlerini kusurlarıyla ihlal etmiş olmaları ve meydana gelen zarar ile davalıların fiilleri arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Sorumluluk şartları değerlendirilirken dikkate alınacak olan, mehaz kanunda bulunmayan ve hukukumuzda da yeni bir kavram olan kontrol kuralından ayrıca bahsetmek gerekmektedir. TTK md. 553/3 uyarınca "Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz." Madde gerekçesine göre bu hüküm, yönetim yetkilerinin devredildiği hallerde gözetim yükümlülüğünün insan takatini aşacak nitelikte ele alınmasını önlemeyi amaçlamaktadır, ancak yetki devrinin söz konusu olmadığı hallerde de uygulanabilmelidir . Yani yönetim yetkileri devredildiği takdirde, yetkiyi devreden kimse kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdikten sonra, kendi kontrolü dışında kalan hususlara ilişkin bir zarar ortaya çıkarsa TTK md. 553/3 uyarınca sorumlu olmayacaktır. Bunun yanı sıra, yetki devri söz konusu olmasa dahi, kişinin yetki alanında olan bir hususta kendi kontrolü dışında gerçekleşen bir zarar meydana gelirse yine TTK md. 553/3 uygulanacak ve davalı bu zarardan sorumlu tutulmayacaktır.

Cc) SORUMLULARIN BİREYSEL SORUMLULUK TAVANLARININ BELİRLENMESİ

Sorumluluk hukukunda hak sahibinin zarar miktarı davalıların sorumlu olacağı en üst miktarı göstermektedir. Yani hukukumuzda zarar miktarını aşan bir tazminata hükmedilebilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte sorumluluk davasında hakimin belirlediği tazminat miktarı her zaman zarar miktarına eşit olmak zorunda da değildir, yani hakim indirim sebeplerini göz önünde bulundurarak zarar miktarından daha az tazminat miktarına hükmedebilir. Buna karşılık, aynı zarardan birden fazla sorumlunun olduğu hallerde mutlak teselsül ilkesi benimsenmiş ise hakim sorumluların bireysel indirim sebeplerini dış ilişkide dikkate almaksızın karar verir, dolayısıyla zarar veren bireysel indirim sebeplerine dayanarak tazminattan indirim talep edemez. Ancak anonim ortaklıklara özgü sorumluluk hukukunda benimsenen farklılaştırılmış teselsül ilkesi bireysel indirim sebeplerinin dış ilişkide ileri sürülmesine izin vermekte ve bu sayede sorumluların dış ilişkide zararın tamamından sorumlu tutulmaları zorunluluğu ortadan kalkmaktadır. Sorumluluk miktarlarının bireyselleştirilmesi sonucunda, sorumlular meydana gelen zarardan tek başlarına sorumlu olsalardı ödemek zorunda kalacakları tazminat miktarından fazlasını ödemeyeceklerdir . Farklılaştırılmış teselsül ilkesi uyarınca hakkında sorumluluk davası açılan kimse TBK md. 51 ve 52'de yer alan indirim sebeplerini ileri sürebilir. İndirim sebeplerinin tüm borçlular açısından ortak bir defi niteliğinde olması gerekmemekte, kişinin sadece şahsına ilişkin bir indirim sebebi dahi ileri sürülebilmektedir. Bu sebeplerden en önemlisi hiç şüphesiz ki zarar verenin kusurunun derecesidir. Ancak bireysel indirim sebebi sadece kusurun ağırlığı ile sınırlı olmayıp, kanunda öngörüldüğü gibi durumun diğer gerekleri de dikkate alınarak somut olaya göre farklı hususlar da bireysel indirim sebebi teşkil edebilmektedir.

SONUÇ

Anonim şirketlerde yönetim kurulu genel kuruldan sonra gelen en önemli organdır. Anonim şirketlerde yönetim kurulu, şirketi yönetim, temsil ve ilzamına dair yetkilerle donatılmıştır. Bu kadar yetkiye sahip olan yönetim kurulu üyeleri için yapmış oldukları iş ve işlemlerden dolayı hem hukuki hem de cezai sorumluluklar düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyeleri şirket adına vekil sıfatı ile yapmış oldukları iş ve işlemlerden dolayı kişisel sorumlu olamazlar. Bu görevlerin yürütmeleri sırasında yapmış oldukları haksız fiillerden de şirket sorumludur. Ancak; yönetim kurulu üyelerinin Türk Ticaret Kanununda bu kurallara bazı istisnalar getirilmiş ve sorumlu olabilecekleri hükme bağlanmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu, esas olarak kusura dayalı, sözleşmeden doğan sorumluluktur. Yönetim kurulu üyelerine bir kusur isnat edilmeden sorumlu tutulamaz. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, sözleşmeye dayanan bir sorumluluktur. Ancak bazı hallerden haksız fiilden kaynaklanan işlemlerden de sorumlu tutulabilirler. Yönetim kurulu üyelerine açılacak davada, davacının davanın hangi nedene dayandıracağı hususunda serbesttir. Tabi ki davacının dayanaklarına göre farklı hükümler uygulanır. YTTK ile birlikte yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarının farklılaştırılmış teselsül ilkesi kapsamında olacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile birlikte ETTK da belirlenen müteselsil sorumluluk ortadan kalmış ve yöneticilerin bireysel zararları oranında sorumlu olacakları ortaya konmuştur. Böylece yönetim kurulu üyeleri diğer üyelerin sebep olduğu zararlardan da sorumlu olmak durumunda kalmayacaklardır.